14 Nisan 2007 Cumartesi

ben-rüzgar (*)

varoluş sancıları içinde boğuşup duran, hep kaçış planları yapan ama bir türlü cesaret edemeyen, kendi korkuları içinde hapsolmuş... fazla mı acımasız oldum acaba kendime karşı? hayır, hiç de değil, doğrusu bu. korkak adamın tekiyim ben. planlamadan iş yapamam. bir adım ötemi görmezsem kaygılanırım. yazık bana!!! kötü kalpli ve acımasızım. aptal insanları sevmem. cesur insanlara hayran olurum. cahil cesaretinden söz etmiyorum.

insanlık adına imkansızı istiyorum! insanın doğada yönetmek için değil, diğer varlıklarla birlikte bir bütünün parçası olarak var olduğunu düşünüyorum. birey-birey ve birey-doğa ilişkisinde var olan tahakkümü , anlayamıyorum, kavrayamıyorum, kaldıramıyorum. yönetmek kavramının insanlığın bir yanılgısı olarak ortaya çıktığını düşünüyorum. para ve statü, insanoğlunun en büyük iki hezeyanıdır. ve biz kendi hezeyanlarımız içinde hapsoluyoruz. insanlık tarihinde yaşamayı istediğim tek dönem; toplayıcılık dönemi. eşsiz güzellik...
yağmuru severim. güneşli havalarda çok sinirli ve huzursuz olurum. hava kapalı olduğunda çok dingin hissederim kendimi. çiçekleri severim. keşke çiçekçi olsaymışım. ama kıyamam ki ben onları satmaya...ağaçları severim. yaz akşamlarını severim. yaz akşamları açık havada içki eşliğinde yapılan muhabbetlere bayılırım. festival filmleri seyretmeye bayılırım. sonra delilikleri, çatlaklıkları çok severim. sarhoş olmayı da severim. çakırkeyf olunca çok keyifli olduğumu söylerler. gözlerim parlarmış o zaman. inatçıyımdır çok. kinciyim bir de. deve kini vardır bende. öldür allah unutmam hiçbir şeyi. saplantılarım vardır tuhaf tuhaf. tatil konusunda mesela. son beş yıldır aynı yere tatile gidiyordum. izole bir köye. sonra neyse kırdım bunu. son iki senedir de olimpos’a dadandım gerçi. pek kırdım sayılmaz yani :) müzik konusunda da öyle. aylarca hatta yıllarca aynı adamları dinlerim.

(*) bu metni yaklaşık 2 sene kadar önce yazmıştım. ama hala geçerliğini koruyor. iyi mi, kötü mü bilemedim ama...

Hiç yorum yok: