14 Mayıs 2007 Pazartesi

kırık deniz kabukları

selim ileri'nin bir kitabı bu. yeni okudum. halit ziya uşaklıgil'in oğlu olan halil vedad uşaklıgil'in yaşam öyküsünü anlatıyor. ama alışık olduğumuz bir yaşam öyküsü anlatma üslubuyla değil. neyse...
halil vedad hariciyeci bir genç. son çalışma yeri olan tiran'da intihar ediyor. farklı eczanelerden aldığı uyku ilaçlarıyla... selim ileri'nin benim çok ilgimi çeken bir yorumu var olayla ilgili. halil vedad eğer eczaneleri, çocukluğunda gördüğü ve vitrinlerinde rengarenk sıvılarla dolu cam şişeler ya da fağfur kaseler bulunan eğlenceli yerler olarak hatırlasaydı, kendini öldürmek için uyku ilaçları alabileceği bir yer olarak tasavvur edemezdi diyor.
bu düşünce bana önemli ve ilginç geldi. mekanlarla, nesnelerle, insanlarla... ilgili kodlamalarımız ne kadar önemli. bunların önemli bir kısmının da çocukluk çağımızda oluştuğunu düşünürsek, sonraki algılamalarımızı, duygularımızı, davranışlarımızı ne derece etkilediğinin belki farkında değiliz ve belki selim ileri'nin örneği çok uçta ama önemli işte nihayetinde. halil vedad eczane vitrinlerindeki renkli şişeleri izlemeyi bir çocukluk eğlencesi haline getirseydi, belki de hakikaten kendini öldürmek için ilaç almaya gitmeyecekti.
bir kez daha; hayat ne acayip...

1 yorum:

Rüzgar dedi ki...

hmmm. selim ileri külliyatı da okuyup bitirilecek cinsten değil yalnız. amca yemiyor içmiyor yazıyor yaaa. hehe :)) gerçi amcanın olayı o.
çok doğru bir yerden yakalamış bence hayat denen mucizevi karmaşayı. önünde saygıyla eğildim.