29 Haziran 2007 Cuma
28 Haziran 2007 Perşembe
19 Haziran 2007 Salı
siyah-beyaz baskı
dün film yıkadım, yarın baskı yapmayı öğreneceğim. çok heyecanlıyım :)
hafta sonu da çekim gezisine gidiyoruz. holiiii :))
hafta sonu da çekim gezisine gidiyoruz. holiiii :))
18 Haziran 2007 Pazartesi
berenis'in saçı
"...ölsene artık
sıkıldım senden..."
bu dizeler, yıllar önce "berenis'in saçı" diye bir edebiyat dergisinde okuduğum bir şiire ait. şiirin kime ait olduğunu da hatırlamıyorum, devamı da yok, bu kadar. bilen, gören varsa bana söyleyebilir mi acep?
sıkıldım senden..."
bu dizeler, yıllar önce "berenis'in saçı" diye bir edebiyat dergisinde okuduğum bir şiire ait. şiirin kime ait olduğunu da hatırlamıyorum, devamı da yok, bu kadar. bilen, gören varsa bana söyleyebilir mi acep?
17 Haziran 2007 Pazar
14 Haziran 2007 Perşembe
mendilimde kan sesleri
Her yere yetişilir
Hiçbir şeye geç kalınmaz
Çocuğum beni bağışla
Ahmet Abi sen de bağışla.
Boynu bükük duruyorsam eğer
İçimden böyle geldiği için değil
Ama hiç değil
Ah güzel Ahmet Abim benim insan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağını iten çiçeğe
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
Konya’nın beyaz Antep’in kırmızı düzlüğüne benzer
Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir
Denizine benzer ki dalgalıdır bakışları
Evlerine, sokaklarına, köşe başlarına
Öylesine benzer ki
Ve avlularına
(Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)
Ve sözlerine
(Yani bir cep aynası alım-satımına belki)
Ve bir gün birinin bir adres sormasına benzer
Sorarken üzünçlü bir ev görüntüsüne
Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
Öyle bir cigara yakımına, birinin gazoz açmasına
Minibüslerine, gecekondularına
Hasretine, yalanına benzer
Anısı ıssızlıktır
Acısı bilincidir
Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan
Gülemiyorsun ya, gülmek
Bir halk gülüyorsa gülmektir
Ne kadar benziyoruz Türkiye’ye Ahmet Abi.
Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden
Dirseğin iskemleye dayalı
- Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben -
Cigara paketinde yazılar resimler
Resimler: cezaevleri
Resimler: özlem
Resimler: eskidenleri
Ve bir kaşın yukarı kalkık
Sevmen acele
Dostluğun çabuk
Bakıyorum da şimdi
O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.
Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi
Biz eskiden seninle istasyonları dolaşırdık bir bir
O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar
Nazilli kokardı
Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası
Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında
Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen
Kadının ütülü patiskalardan bir teni
Upuzun boynu
Kirpikleri
Ve sana Ahmet Abi uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki
Sofranı kurardı
Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı
Cezaevlerine düşsen cigaranı getirirdi
Çocuklar doğururdu
Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini işlerdi bir dantel gibi
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar...
Bilmezlikten gelme Ahmet Abi
Umudu dürt
Umutsuzluğu yatıştır
Diyeceğim şu ki
Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi
Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse
Çocuklar, kadınlar, erkekler
Trenler tıklım tıklım
Trenler cepheye giden trenler gibi
İşçiler
Almanya yolcusu işçiler
Kadınlar
Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
Ellerinde bavullar, fileler
Kolonyalar, su şişeleri, paketler
Onlar ki, hepsi
Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlerde büyüyenler
Ah güzel Ahmet Abim benim
Gördün mü bak
Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
İşte o kadar.
Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.
EDİP CANSEVER
bir şiirin her dizesi insanın içinde bir yerlere bu kadar dokunur, bu kadar acıtır mı?
Hiçbir şeye geç kalınmaz
Çocuğum beni bağışla
Ahmet Abi sen de bağışla.
Boynu bükük duruyorsam eğer
İçimden böyle geldiği için değil
Ama hiç değil
Ah güzel Ahmet Abim benim insan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağını iten çiçeğe
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
Konya’nın beyaz Antep’in kırmızı düzlüğüne benzer
Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir
Denizine benzer ki dalgalıdır bakışları
Evlerine, sokaklarına, köşe başlarına
Öylesine benzer ki
Ve avlularına
(Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)
Ve sözlerine
(Yani bir cep aynası alım-satımına belki)
Ve bir gün birinin bir adres sormasına benzer
Sorarken üzünçlü bir ev görüntüsüne
Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
Öyle bir cigara yakımına, birinin gazoz açmasına
Minibüslerine, gecekondularına
Hasretine, yalanına benzer
Anısı ıssızlıktır
Acısı bilincidir
Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan
Gülemiyorsun ya, gülmek
Bir halk gülüyorsa gülmektir
Ne kadar benziyoruz Türkiye’ye Ahmet Abi.
Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden
Dirseğin iskemleye dayalı
- Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben -
Cigara paketinde yazılar resimler
Resimler: cezaevleri
Resimler: özlem
Resimler: eskidenleri
Ve bir kaşın yukarı kalkık
Sevmen acele
Dostluğun çabuk
Bakıyorum da şimdi
O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.
Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi
Biz eskiden seninle istasyonları dolaşırdık bir bir
O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar
Nazilli kokardı
Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası
Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında
Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen
Kadının ütülü patiskalardan bir teni
Upuzun boynu
Kirpikleri
Ve sana Ahmet Abi uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki
Sofranı kurardı
Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı
Cezaevlerine düşsen cigaranı getirirdi
Çocuklar doğururdu
Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini işlerdi bir dantel gibi
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar...
Bilmezlikten gelme Ahmet Abi
Umudu dürt
Umutsuzluğu yatıştır
Diyeceğim şu ki
Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi
Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse
Çocuklar, kadınlar, erkekler
Trenler tıklım tıklım
Trenler cepheye giden trenler gibi
İşçiler
Almanya yolcusu işçiler
Kadınlar
Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
Ellerinde bavullar, fileler
Kolonyalar, su şişeleri, paketler
Onlar ki, hepsi
Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlerde büyüyenler
Ah güzel Ahmet Abim benim
Gördün mü bak
Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
İşte o kadar.
Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.
EDİP CANSEVER
bir şiirin her dizesi insanın içinde bir yerlere bu kadar dokunur, bu kadar acıtır mı?
adak
atıf yılmaz'ın "adak" filmini izledim bu akşam. gerçek bir yaşam öyküsünden esinlenerek çekilmiş. ilginçti. tavsiye olunur.
12 Haziran 2007 Salı
kiraz :)
kiraz yemeyi ölesiye seviyorum. küçükken de kulaklarımıza takardık kirazları. en sonunda dayanamayıp onları da yerdik tabii :) ucuz zevklerimiz varmış. hala öyle :)
10 Haziran 2007 Pazar
ne biçim hayat lan bu!
hafta sonlarına sıkıştırılmış. ama yetmiyor hiç. esir kampında gibiyim. ben böyle bir hayat kurugusu yarattığımı hatırlamıyorum hiç kafamda. başkasının kurguladığı bir hayatı mı yaşıyorum yoksa lan?! istediğim hiçbir şeyi yapamıyorum, çünkü zamanım yok. çünkü köle gibi çalışmak zorundayım. misal bugün izmir'de bir arkadaşımla balığa çıkmayı çok isterdim, ama gidemedim. istediklerimi yapamadıktan, istediğim gibi bir hayat yaşayamadıktan sonra, yaşamak demek nefes almak demek mi? eğer öyleyse ben bu oyunda daha fazla yer almak istemiyorum arkadaş!
k. iskender'in dediği gibi; siktirip gidiyorum, kıçınıza kına yakın!
k. iskender'in dediği gibi; siktirip gidiyorum, kıçınıza kına yakın!
8 Haziran 2007 Cuma
karşılaşmalar-1
uzaktam gördüm. masanın diğer ucunda oturanların yanına geldi sonra. önce emin olamadım pek. en son bir tatsızlık mı olmuştu ne aramızda? kararsız kaldım ama gittim sonra yanına. ona merhaba demek için mi, yoksa "yanındakinin" kim olduğunu öğremek için mi gittim tam olarak bilmiyorum dürüst olmak gerekirse. onu kafamda ve kalbimde nereye koymam gerektiğini hala bilemediğimi fark ettim sonra.
hak edenlere karşı verici olmakta daha cimri oluyorum galiba.
bu işleri kıvıramadım hiç zaten.
hep bir yerlerde bir hata...
sonra her yerde hata...
sonra hataların arasında minicik, zavallı bir hayat...
hak edenlere karşı verici olmakta daha cimri oluyorum galiba.
bu işleri kıvıramadım hiç zaten.
hep bir yerlerde bir hata...
sonra her yerde hata...
sonra hataların arasında minicik, zavallı bir hayat...
5 Haziran 2007 Salı
irene
"hepsi alev"i okudum. selim ileri'nin. amca edebiyattaki 40. yılını bu kitapla kutluyormuş. daha önce de bir yerlerde bahsetmiş olmalıyım. bizans imparatoriçesi irene'nin sürgün günlerini anlatıyor. oğlunu zindana kapatmış, gözlerine mil çektirmiş, bir adaya sürgüne göndermiş bir kadın irene. kendisine "hangi anne oğlunun gözlerine mil çektirebilir?" diyen dul bir balıkçı karısını da zindana attırmış bu sözleri nedeniyle. böyle bir ruh hastası yani kadın.
sonra bir yerlerde "mutluluğun sanatı yoktur. sanat mutsuzluktur" diyor. ve ben birden bu kadını sevmeye başlıyorum. çünkü ben de hangi sanat eserine baksam hüzün görmek isterim. coşkulu eserleri de sanatçının "hafifliğine" veririm. hal böyle olunca bu gaddar kadınla aramızdaki benzerlik beni korkuttu :)
hayat ne acayip...
sonra bir yerlerde "mutluluğun sanatı yoktur. sanat mutsuzluktur" diyor. ve ben birden bu kadını sevmeye başlıyorum. çünkü ben de hangi sanat eserine baksam hüzün görmek isterim. coşkulu eserleri de sanatçının "hafifliğine" veririm. hal böyle olunca bu gaddar kadınla aramızdaki benzerlik beni korkuttu :)
hayat ne acayip...
3 Haziran 2007 Pazar
koçani'yle günaydın :)
bu sabah güne koçani dinleyerek başladım. şahane oldu, tavsiye ederim. hıdırellez şenliklerine gidebilseydim eğer ahırkapı'da canlı dinleme şansım da olacaktı, ama maalesef gidemedim. neyse... güzel bir hafta geçiririz umarım :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)