30 Temmuz 2007 Pazartesi

hatıralar geçidi

tıpkı o ilk günlerde olduğu gibi film izlemeyi önerdin. ben hayır dedim. evet deseydim, her şey baştan mı başlayacaktı? yeniden ikimiz de salya sümük aşık mı olacaktık birbirimize? yeniden o kadar acı mı çekecektik? değer mi? bence değer. gözlerinden öperim...

29 Temmuz 2007 Pazar

metafor

insanoğlu doğadaki en zeki canlı olsa da, bir sinek kadar kolaylaştıramadıktan sonra hayatını, bu, neye yarar ki?
belki de bir sinek kadar mutlu olmak vardı, mutluluk diye bir düşünce olmasaydı...
eğer düşünceyse yaşam, güçse ve soluksa ve yokluğu ölümse düşüncenin, öyleyse ben mutlu bir sineğim. ister yaşayayım, ister öleyim...


m.kutay yılmaz-metafor

("metafor" bir kısa filmdir efenim. youtube'dan izlenebilir. tavsiye de olunur ayrıca.)

aşk

"en ucuza getirilmiş aşk, bedelini bir başkasının ödediği aşktır."

m.kutay yılmaz-metafor

24 Temmuz 2007 Salı

hayal-2

serince bahçelerde, arkadaş muhabbeti eşliğinde buz gibi bira içmek istiyorum.
pencere önü çiçekleri gibiyiz şu hayatta, korunaklı...

utanıyor muyum? eskiden evet. ama artık hayır. ben seçtim. ceremesini de çekmekteyim.

bu mudur? evet, budur.

22 Temmuz 2007 Pazar

hatıralar geçidi

bir tanesi demişti ki: "beni senin kadar sevecek başka bir kadın olamaz." doğruydu.

bir başkası da demişti ki: "seni benim kadar kimse sevemez." o da doğruydu.

21 Temmuz 2007 Cumartesi

hastalık

çok hastayım perşembe akşamından beri :( dün işe gittim, sonra izin alıp eve geldim. iki gündür evde yatıyorum. dinlenmek iyi geldi. yarın da seçim var. bu halde nasıl gideceğim bilmem.
bu sıcaklarda bir yandan da hasta olmak dayanılır gibi değil doğrusu. dün sabah işe gittiğimde öyle halsizdim ve kendimi öyle çaresiz hissettim ki... her yerim dayak yemiş gibi ağrıyordu. burnumun akmasına mendil yetiştiremiyordum. bir yandan da havanın sıcaklığı... asabım bozuldu, başladım ağlamaya. tam 1 saat hıçkıra hıçkıra ağladım. biraz açılınca eve gelip yattım. bu grip denen illet dinlenmeden geçmiyor. sakın ola bu sıcaklarda hasta olmayınız, kendinize mukayyet olunuz!

19 Temmuz 2007 Perşembe

iletişim

insanların iletişiminin niceliksel olarak artmış olmasına karşın, paylaşımlarının derinliği pek de tatminkar değil gibi geliyor bana. misal; eskiden cep telefonu yoktu, internet, msn vs yoktu. insanlar artık birbirleriyle daha çok görüşüyorlar, ama bu, daha çok şey paylaştıkları anlamına gelir mi? bence gelmez.

16 Temmuz 2007 Pazartesi

iberia

bu akşam carlos saura'nın iberia'sını izledim. aman allah o ne ışık kullanımı, o ne dekor, o ne koreografi, o ne hüzün, o ne feryat, o ne coşku, o ne aşk...
isaac abeniz'in besteleriyle oluşturulmuş koreografilerle tam bir görsel şölendi. bir asturias koreografisi yapmışlar ki akıllara zarar.

"Bir su birikintisiyle bir çeşme nasıl kıyaslanır?
Biri güneş görse hemen kurur
Oysa çeşme hep akar, hep akar…"

şiddetle tavsiye olunur efendim. en kısa zamanda izlemeniz dileğiyle...

15 Temmuz 2007 Pazar

beni bu şiirler mahvetti

aklımdan dizeler geçiyor sürekli. susturayım diyorum, ama susmuyorlar...

14 Temmuz 2007 Cumartesi

zeytin

"iptidai" yöntemlerle zeytinyağı yapılan memleketlerde yaşamak istiyorum artık.

yok başlık maşlık!

...
insan bir akşam üzeri ansızın yorulur tutsak ustura ağzında yaşamaktan
...

...

"şiir gibi adı: vuslat" demişti...

cumartesi akşamı evde yalnız olmak...

efenim bir cumartesi akşamını daha evde yalnız olarak geçirmekteyim. fena halde sıkıcı. tavsiye olunmaz. siz siz olun, herkesin kendini dışarı attığı böyle güzel bir akşamda evde vakit geçirmeyin. gündüz gene iyiydi. saat 1-4 arası afsad'daydım. 4 kişi oturup film izledik. sonra eve geldim ama gelmez olaydım!
bazen yalnızlık hiç de iyi gelmiyor insana. şu kainatta kendini seven ve değer veren bir allahın kulu yokmuş hissine kapılıyor, her ne kadar çoğu zaman keyifli olsa da.
neyse... birazdan film izleyeceğim yine.

mutsuzum lan! çok yalnızım!

13 Temmuz 2007 Cuma

hayal...

beyaz tüllerin uçuştuğu serince bir odada ılık uykulara dalmak istiyorum.

11 Temmuz 2007 Çarşamba

"içeri"

halbuki bu kadar satır yazmışken "içim"e dair, "topu topu 5-6 kavram" düzeyine indirgemek dikkatsizlik mi, özensizlik mi, yoksa yalnızca -yine- "anlamların farklılığı" mı?
...ben zaten kendimi aşklarda
hep kalkışılınmış müthiş intiharlarla yaraladım!
koştum sürekli
bir hüzünden bir tersliğe dokunarak koştum...

diş ağrısı-2

cuma akşamı için randevu aldım doktordan. allah sonumu hayır etsin.

9 Temmuz 2007 Pazartesi

şarkı tavsiyesi

http://www.myspace.com/esrakaya

me and the bees. şahane şarkı. tavsiye olunur.

tavsiye olunur

"...yüreklerini boşaltıp, keselerini doldurmaktaydılar..."

benden selam söyle anadolu'ya-dido satiriyu

7 Temmuz 2007 Cumartesi

ilişki

belki de yalnızca birbirimizin bedenini kullanmak üzerineydi bütün o "ilişki" dediğimiz?

diş ağrısı

20 yaş dişlerimi çıkarmaya çalışıyorum 11 yıldır.çene yapım dar olduğu için çıkamıyorlar. 11 yıldır ara ara çıkmaya çalışıyorlar ve bu ara dönemlerde ağzımın içinde, dilimde ve bademciklerimde katlanılmaz ağrılar oluyor. salı gününden beri yine aynı ağrıları çekiyorum. ağzımın içinde sürekli bir zonklama hali var. şu anda dayanılacak gibi değil :( balkondan aşağı kendimi atasım var. o derece yani. ağrı kesici bağımlısı olacağım bu gidişle. bir an evvel geçmesini istiyorum. aksi halde aranızdan ayrılabilirim :(

6 Temmuz 2007 Cuma

uyarımdır!

hayatımı kirleten bütün samimiyetsizlere sözüm: siktirip gidin yolumdan! insana olan inancımı sarsıyorsunuz!

soda

eskiden nefret ederdim sodadan. şimdi soda bağımlısı oldum. stern'e katılıyorum artık; musluklardan soda aksa...

boş sandalye


kahvenin önünde uslu bir çocuk gibi beklemedeydi. kimler geldi, oturdu, elini şakağına koyup hayaller kurdu?

bu fotoğrafı görünce aklıma "boş sandalye tekniği" geldi. ne boktan tekniklerdir bunlar ya. yok imajinasyon yok bilmem ne. deli saçması. tiksiniyom lan ben psikolojiden!

kırılgan kelebekler

...sonra birden bir kırılma noktası olur. artık telafisi imkansızdır. içinde bir şeyler kırılmıştır. tamiri de pek mümkün değildir. beklemediğin bir yerden, beklemediğin bir tekme yemek gibi. bu samimiyetsizliği "hak" edecek ne yaptığını düşünürsün. her zamanki gibi bütün dürüstlüğünle orda olmuşsundur. başka da bir kabahatin yoktur. gel gör ki bunu kimse anlamaz. ucuz numaralara toksundur uzun zamandan beri. belki de tiksindiren ucuzluğudur...


güven bitince ilişkiler de biter.

terzi-ama bir adı olmalı


ayaş'ta terzilik yapan bir amca bu amca. ilkin modellik yapmaya pek hevesliydi. hatta ben sadece makinasını çekecektim. niyetim amcayı fotoğraflamak değildi. sonra kendisi istedi onu da çekmemi. arkamdan gelen ekip arkadaşlarımı görünce birden yerinden kalktı, tedirgin oldu. tam da kalkmaya yeltendiği bir anda ben deklanşöre basmış bulundum. öyle olunca da amca biraz flu, makina ise net çıktı ve bana göre bu, kareyi daha da hoş bir hale getirdi. sanki her şey net olsaydı bu kadar beğenmeyecekmişim gibi geliyor.

terzi amca tatsız bir ad. amcanın bir adı olmalı. bence mustafa. ben öyle uygun gördüm. ona mustafa amca diyeceğim bundan böyle.

modelliğin için çok teşekkür ederim mustafa amca!

aylak adam- bay C

"yoksa her şey benim olmadığım zaman, benim olmadığım yerlerde mi oluyordu?"

valla bana da öyle geliyor yahu...